December 2007 için Arşiv

Albatros…Tüy,Kas,Kemik,Rüzgar…

Friday, 14 December 2007

albatros.jpg      Albatros, uçan canlı makinelerin en heybetlisidir… Albatros, kemik, tüy, kas ve rüzgârdır… Albatros gergin yay, rüzgârsa gövdesini mermi gibi fırlatan kiriştir. Albatros art deco bir kuştur -çarpıcı desenli, belirgin hatlı, destansı bir uçuş sergileyen, kayıtsız şartsız sadık olan… Bir albatros, yavrusuna tek bir öğün yiyecek getirebilmek için 15 bin kilometreden fazla uçabilir. Doğadaki en uzun kanatlara (3,5 metreye kadar ulaşabilir) sahip olan albatroslar, kanat çırpmaksızın yüzlerce kilometre boyunca gökyüzünde süzülerek okyanusları aşar, dünyayı dolaşır. 50 yaşına gelmiş bir albatros en azından 6 milyon kilometre uçmuş demektir…Milyonlarca kilometreyi tertemiz, kendini yenileyen, sıfır salımlı enerjiyle uçabilseydiniz eğer, siz de bir albatros olurdunuz. Aslında sıradan bir uçucu olan albatros, gökyüzünde kusursuz bir planör gibi süzülür. Kanatlarını sustalı bıçak gibi açık pozisyonda kilitlediğinde, içinde bulunduğu planöre sadece pilotluk eder. Çoğu kuş, rüzgârı yenmek için mücadele ederken, albatros onu kendi amaçları için kullanır. Albatrosu diğerlerinden, örneğin bir martıdan ayırt eden şey, yalnızca vücut yapısı değil, aynı zamanda böylesi mükemmel bir gövdeye yön veren usta beyni ve zihin yapısıdır.Yazılımı değiştirip albatrosun kafasına bir martı beyni takmanız halinde, bu uçan canlı yelkenli, albatrosun düzenli olarak fethettiği mesafeleri göze almayı hayal dahi edemez. Martılar kıyıya yakın uçar ve kendilerini iskele kazıklarının kralı ilan eder. Albatroslarsa kahvaltı için okyanusları aşar ve sadece çiftleşmek için kıyıya inmeye tenezzül eder. Kara, üremek için gerekli olan bir külfettir.

National Geographic’den alıntıdır.

İklimler ve Mutluluk

Tuesday, 11 December 2007

iklimler.jpg   Arkadaşlar geçen haftasonu kendime iyilik yapıp güzel bir dvd alayım dedim. Böyle iyi bir insanım işte…Neyse yabancılarda aradığımı bulamayıp Türk filmlere daldım. Gözüme İklimler ve Mutluluğu kestirdim. İlk önce İklimleri patlattım. Bir fotoğraf sanatçısı olan Nuri Bilge Ceylan  yazmış yönetmiş ve oynamış. Ama ailecek oynamışlar. Eşi , Annesi Babasıda var. Zaten eşi başrolde. Neyse filmlerdeki (görsellik) kareler müthiş. Oyunculular çok doğal. Seslendirme yok. Sanki kendi aralarında konuşuyorlarmışda kamerayla çekmişler gibi.  Yalnız film çok donuk. Diyaloglar az.  Bide filmin sonunu bi yere bağlamak çok zor. Ya bu nasıl bitti şimdi  diyorsun. Ama ben bi yere bağladım. İklim farklılıklarında olduğu gibi ruh hali farklılılar gösteren bir adamı ve eşi ile ilişkisini anlatıyor. Bence izlemeye değer.  Sonra ertesi akşam mutluluğu seyrettim. Sinemada seyredememiştim. Gerçek sinema şöleni buydu işte. Yani öyleki; izlediğim en iyi Türk filmlerinden biri diyebilirim.  Bilindiği gibi film Zülfü Livaneli’nin mutluluk adlı kitabından uyarlanmış. Zülfü Livaneli müzikleride filme güç katıyor. Özgü Namal role cuuukkk oturmuş. Konu töre cinayeti tabanlı başlayıp,  3 insan evladının kesişen yolları ile duygu paylaşımlarından ibaret. Filmin sömürmeden konuyu basitçe işlemesi çok güzel. Herkeşe filmi öneririm. Bir başka sinema konulu yazıda görüşmek üzere sağlıcakla kalın…