02 February 2008
İyi ki doğdun Serkan Gülle… Kaç oldun 28 mi? Eeee dünyaya gelen büyüyor. Sende eşşek kadar oldun. O kadar odunum ki az kalsın unutuyordum doğumgününü…Allahtan beynimdeki bazı hücreler hatırlayaverdi doğum gününü. İyi ki varsın Serkan Gülle…Serkan Gülle doğum gününe özel sana bir şarkı hediye ediyorum. Oh beee diyor sanatçı bu şarkısında. Biraz reklam kokan bi şarkı. Dinleyince sende tüylerin tiken tiken ağlamaklı olacaksın. Bide bu şarkı Bakırköyden Berk Su , Hatay/Serinyurt da vatani görevini yapan Su Motoruna ve Tuz Gölünde yaşam mücadelesi veren Tatlı Su Balığına gelsin… Hadi iyi akşamlar , kovalsın tavşanlar…Linke bak yeter goçç…
http://www.youtube.com/watch?v=VfHyXje5uns
Kategori: Genel Kategori, Yazılarım | 1 Yorum »
(Bu yazı toplam 330 defa okunmuştur.)
30 January 2008
Minübüs ne mi? Yavuzun minübüsü…Bilenler bilir Yavuz Seçkin Radyo Klasda Yavuzun minübüsü adlı program yapıyordu. Hala yapıyormu bilmiyorum. Radyo Klasdan Aralık ayının sonlarına doğru ayrılacaktı diye biliyorum. Neyse bende ayıptır sölemesi Yavuz Seçkin’i radyo programından fazla takip edemedim. Geçenlerde bizim Uçan çuval Uğur Saraç’la birlikte youtube dan bi kaç geyik muhabbetini izledik. Yarıldık desek yeri. Biraz futbolla alakalıysanız sizinde zaten hoşunuza gidecektir. (Belkide çoktan izlediniz )…Türkiye-Togo , Türkiye-Portekiz muhabbetlerini öneririm. Siz yinede youtube dan bulmuşken hepsine bakmaya çalışın. Bide son bişey bu aralar biz Fatih Terimin ingilizce konuşmasına çok gülüyoruz. Youtube dan onada bi göz atın derim….
Kategori: Geyik | 3 Yorum »
(Bu yazı toplam 352 defa okunmuştur.)
17 January 2008
Tavlaya yıllarını vermiş başarıdan başarıya koşmuş biri olarak çok sayıdaki sitemin müptelası ile bildiğim tavla çakallıklarını paylaşmak istedim. Maddeler halinde istemeye istemeye siz sitem sakinlerine incelikleri anlatıyorun…
a) Tarafların akıcı farscaları olmalı ki atılan zar belirtildiğinde taraflardan biri ağzı açık bakmasın..
c) Eğer oyunculardan biri atılan zardan sonra pul hareketini tavla alanı üzerinde tek tek sayarak yapıyorsa vay oyunun haline vayyy.
u) Oyun sevgili pozisyonunda (ben bu kişilere Icır ve Gıcır derim) çiftler arasında oynanıyorsa hararet yapılmamalı yoksa Aman ha aile faciasına dönüşebilir.
ğ) Usta tavlacı toplarken , aaa bak kuş deyip bi-iki pul çaktırmadan götürür.
J) Tavlayı yalayıp yutmuş olabilirsin ama eğer yeniliyorsan skorla oynama yoluna gitmek gerekir. Mesela 3-1 ken 2-2 mi gibi…
w) Tavlanın pir-i , karşı taraf zarı attığında hemen zarları alarak zarları kendine hayırlı olacak şekilde karşı tarafa iletir. Aşağıda örnek diyoloğu görüyorsunuz…
Icır: Kaç geldi aşkııııımmmmm.
Gıcır: 2-1 sultanım.. (Halbuki 6-6 leyin gelmiştir)
ö) Zarları dışarı atarsan hem rakibin sinirini, asabını bozarsın hemde oyun içinde alamadığın kapıları alabilirsin (aaa baakk kuş örneğindeki gibi)
r) En iyi tavlacı çok konuşan tavlacıdır. Bazen badır badır konuşup kedinin fareyle oynadığı gibi rakibinle oynaman gerekebilir.
Benden bilgileri aldın arkadaş. Dediklerimi yapıp bir usta olmak senin elinde…
Kategori: Geyik | 4 Yorum »
(Bu yazı toplam 805 defa okunmuştur.)
11 January 2008

Evet millet izinden döndük. Peki bu adam neler mi yaptı izinde. Hepsi az sonra…. Bu sitede…
Neyse zevzekliği bırakırsak, ayıptır söylemesi biraz gezdim ben. Nereye mi gittim. Başlığa baksana yazıyor orda… Ahanda başlıkta gördüğün gibi ilk olarak İzmir’den başladım. Bizim çocuklardan Yavuz , Uğur, Abbas , Erkan ile hasret giderdik. Sağolsunlar ilgilendiler… İlgilendiler derken çocuk parkına götürdüler demek istemedim tabii. Hepsine burdan, bu site aracılığıyla teşekür ediyorum. Burasını bu sitenin popüleritesini belirtmek için yazdım Binlere ulaşıyoruz yaa… O açıdan.
Neyse İzmir’den sonra Askerliğimi yaptığım , birbirinden tehlikeli ve zor görevden alnımın akıyla çıktığım Selçuk’da aldım soluğu… Efesdeki karakolumu ve ören yerini dolaştım. Bir nevi anıları tazeleme seansı… Sonrası Selçuktan Denizliye geçiş.
Süleyman Polat Aydın beni Sarayköy tören alanında bando eşliğinde karşıladı. Polat ve Heval yemediler yedirdiler içmediler içirdiler… Polat ve Heval’i gördük ama en önemlisi sonunda yeğenimi görebildim. Sol yanda resmi olan canavar Ege Aydın. Görenler Maşallah demeyi unutmasın. Öyle tatlı ki nazar değdirmeyelim.
Sonra mı noldu? İzin bitti… Evli evine köylü köyüne…
Kategori: Geziyorum, Mekanlar | 3 Yorum »
(Bu yazı toplam 274 defa okunmuştur.)
14 December 2007
Albatros, uçan canlı makinelerin en heybetlisidir… Albatros, kemik, tüy, kas ve rüzgârdır… Albatros gergin yay, rüzgârsa gövdesini mermi gibi fırlatan kiriştir. Albatros art deco bir kuştur -çarpıcı desenli, belirgin hatlı, destansı bir uçuş sergileyen, kayıtsız şartsız sadık olan… Bir albatros, yavrusuna tek bir öğün yiyecek getirebilmek için 15 bin kilometreden fazla uçabilir. Doğadaki en uzun kanatlara (3,5 metreye kadar ulaşabilir) sahip olan albatroslar, kanat çırpmaksızın yüzlerce kilometre boyunca gökyüzünde süzülerek okyanusları aşar, dünyayı dolaşır. 50 yaşına gelmiş bir albatros en azından 6 milyon kilometre uçmuş demektir…Milyonlarca kilometreyi tertemiz, kendini yenileyen, sıfır salımlı enerjiyle uçabilseydiniz eğer, siz de bir albatros olurdunuz. Aslında sıradan bir uçucu olan albatros, gökyüzünde kusursuz bir planör gibi süzülür. Kanatlarını sustalı bıçak gibi açık pozisyonda kilitlediğinde, içinde bulunduğu planöre sadece pilotluk eder. Çoğu kuş, rüzgârı yenmek için mücadele ederken, albatros onu kendi amaçları için kullanır. Albatrosu diğerlerinden, örneğin bir martıdan ayırt eden şey, yalnızca vücut yapısı değil, aynı zamanda böylesi mükemmel bir gövdeye yön veren usta beyni ve zihin yapısıdır.Yazılımı değiştirip albatrosun kafasına bir martı beyni takmanız halinde, bu uçan canlı yelkenli, albatrosun düzenli olarak fethettiği mesafeleri göze almayı hayal dahi edemez. Martılar kıyıya yakın uçar ve kendilerini iskele kazıklarının kralı ilan eder. Albatroslarsa kahvaltı için okyanusları aşar ve sadece çiftleşmek için kıyıya inmeye tenezzül eder. Kara, üremek için gerekli olan bir külfettir.
National Geographic’den alıntıdır.
Kategori: Çevre | 9 Yorum »
(Bu yazı toplam 294 defa okunmuştur.)